Ara

UMUT

UMUT

 Belki rastlarım sana, sevgilim, 
Ufukların bir ucunda 
Gökyüzünün çekildiği ve kucakladığı 
Ağaç kümelerinin koyu yeşilinde  
Issız çayırda  
Şu uzak kulübede 
Ya da köy havuzunun sakin kenarında 
Belki de yapayalnız 
Hafifçe gülümseyerek 
Ellerimi ellerine almak için 
Çıkagelirsin 
Bu gökyüzü mavisinden de ötede 
Peçesiz yüzün ışıldıyor 
Ve bu güney rüzgârı 
Senden haberler getiren 
Gizli bir elçidir 
Ormanlara kaçan 
Yaramaz bir afacansın 
Birdenbire çıkıverirsin karşıma 
Ve sevgiyle öpersin gözlerimden 
Orada o uzak ufukta 
Görkemli ışınlarıyla güneş 
Haber veriyor bütün bunları.   
Kazı Nazrul ISLAM 

9/2/2008 | Kategori: SAIRLER VE SIIRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

PERİ KIZI

11/12/2007 | Kategori: SAIRLER VE SIIRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

PERİ KIZI

 

Ay ışığı altında soğuk bir gecede

Kum tanelerinden canlanı verdin

Kum deryasında bir vaha gibi

Çölleşmiş ömrüme hayat verdin

 

Yalnızlık boynumda pranga gibi

Hayatım acı bir masal gibi

Masalda bir muştu rüzgârı gibi

Yüzümü güldüren sen peri kızı

 

Sonsuz yeşillikte kurumuş ağaç

Yarık yarık toprak kurak mı kurak

Gönüller hakka uzak mı uzak

Sen olmadığında ey peri kızı

 

Uslanmaz gönüller batar günaha

Karanlık geceler çıkmaz sabaha

Kalbimde senin sevdan olmasa

Günahtan bir yığınım peri kızı

 

Ne ben bakiyim ne aşkın baki

Geçmişin Mecnun’u, Ferhat’ı hani

Her gün aşklar çirkefleşirken

Hakka götüren yol peri kızı

 

Hidayet Kara

 

11/12/2007 | Kategori: SAIRLER VE SIIRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Çanakkale Şehitlerine
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber

11/12/2007 | Kategori: SAIRLER VE SIIRLER | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

sesiz gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

 

yahya kemal beyatlı

9/12/2007 | Kategori: SAIRLER VE SIIRLER | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |

İlgili aramalar: amatör - ben sana mecburum bilemezsin... -  ask -  sevgi -  huzun -  ayrılık -  özlemm..